DENETÇİ ARKADAŞLARA BİRKAÇ TAVSİYE

Yaklaşık otuz bir yıllık meslek hayatımın 25 yıldan fazlası denetimde, kalanı ise yönetimde CFO ve CEO danışmanı olarak geçti. Kamu ve özel sektörü deneyimledim. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında ve akademik tarafta çalışmalarım oldu. Sizlerle mesleki bazı tavsiye ve tecrübelerimi paylaşmak isterim. Bunların; iyi bir denetçi, denetim yöneticisi olmak, çalıştığımız kurumlara değer katabilmek ve başarılı bir iş hayatı için önemli olduğu düşüncesindeyim. Önerilerin bir çoğu sadece denetim değil, diğer meslekler için de geçerli.

KURUMUNUZU ÇOK İYİ TANIYIN: Sahip olmamız gereken niteliklerden en önceliklilerinden birinin  kurumlarımızı iyi tanımak olduğu kanaatindeyim. İç denetimle ilgili bazı araştırma  sonuçları da bunu desteklemekte. Buna “business acumen” yani çeviri tam karşılmasa da “iş zekası” deniliyor. Bunu; kurumumuzun nasıl para kazandığını, önceliklerinin, risklerinin, fırsatlarının neler olduğunu ve yaptığımız görevlerin bu iş süreçlere nasıl katkıda bulunabileceğini iyi bilmek ve büyük resmi görebilmek şeklinde tanımlayabiliriz. İş zekanızın yüksek olması, sadece başarılı bir denetim, kurumunuza katkı, masada yerinizin olması, güvenilirlik ve kredibilitenizin artması anlamına gelmiyor, potansiyel kurum içi ve dışı görevlerde sizin ön plana çıkma şansınızı da artırarak, üst düzey pozisyonlara kapı aralayabilmenizi de kolaylaştıracaktır.

Etkin bir iş zekasına sahip olmak için neler yapabiliriz? Masamızdan ziyade, sahada olmamız, iş birimlerinin, bayi vb paydaşlarının iş yapış şekillerini yerinde gözlemlememiz, onlarla yakın iletişim kurmamız şart. İş sahiplerinden kopmamak için, toplantı ve etkinliklere katılım vb olası tüm fırsatları iyi değerlendirilmeliyiz. Ürün eğitimi vb diğer birimlerin eğitimlerine katılarak, ilgili süreçler hakkında bilgi edinebiliriz. Denetçilerin başarısı için, yönetim birimleri ile yakın diyalog içerisinde olmaları şart. Aksi takdirde onlardan bize doğal bir bilgi akışı olmaz ve kurumumuzdaki gelişmelerden yeterince haberdar olamayız. Tanıdığım en iyi denetçiler, firmalarının iş yapış şekillerini iyi bilen, finansal ve operasyonel büyüklüklerine hakim, ilgili oldukları alanlardaki gelişmeleri yakından takip eden, kurum personel ile yakın diyalog sahibi olan denetçiler diyebilirim. Bizlerin yönetimden kopmadan, onların önceliklerinden haberdar bir şekilde, iş işten geçmeden, onları yönlendirebilmemiz gerekiyor. Aksi halde, proaktif iç denetim sözde kalır ve istenen katkıyı sağlamakta yetersiz kalırız.

KENDİNİZİ FİRMANIN SAHİBİ GİBİ GÖRÜN: Bizler çalışırken, genel müdür, ondan da öte, firma sahibi bakış açısına sahip olmalıyız düşüncesindeyim. Çalışmalarım sırasında hem denetçilere, hem de süreç sahiplerine “Bu firma senin olsa ne yapardın? Nasıl yapardın? İşini böyle yapmaya devam eder miydin?” diye sorarım. Klasik risk-kontrol bakış açısından ziyade, firma sahibi bakış açısısına sahip olursanız, çalışmalarınızda; firmanın ihtiyacı olan, çok daha kaliteli, maliyet etkin, gelirleri artırıcı, riskleri azaltan vb öneriler getirebilirsiniz. Kurumlardaki en büyük risklerden birinin, iş yapış şekilleri eskimesine rağmen, ilgili süreç sahiplerinin konfor alanlarını bozmayarak, kurulu düzeni devam ettirmeleri, yapılması gereken önemli radikal değişiklikleri yapmamalarının olduğu düşüncesindeyim. Böyle bir ortamda iç denetçiler, firma sahibi bakış açısıyla, süreç sahiplerinden bağımsız ve objektif bir şekilde, iş yapış şekillerinde radikal değişiklikler önerebilirler. Bu bakış açısıyla yapılan denetim çalışmalarının sonucunda, değeri çok büyük katkılar çıkacağından emin olabilirsiniz.

İNSANLARA YARDIMCI OLUN: Takım arkadaşlarınızın, personelin vb etrafınızdaki insanların hedeflerini gerçekleştirmelerine yardımcı olun. Bireysel takılmak yerine, ekip çalışmasına uygun olun. Fedakar, mutevazı ve samimi olun, asla kibirli ve yaklaşılmaz bir tip olmayın. İnsanlarda güven uyandırın. Onlarla yakın ilişki ve iletişim kurun. Sevilen insan olun. Personel ile çay, kahve için ve onları yerlerinde ziyaret edin. Başları sıkıştığında, birşey danışmak istediklerinde; çekinmeden yardım isteyebilecekleri, arayabilecekleri kişiler olun. Yapacağınız yardımların karşılığının, farklı şekillerde, kat kat geri dönüşünün olacağından emin olabilirsiniz.. Adam Grant’ın “Vermek ve Almak” kitabını da okumanızı tavsiye ederim. İnsanlar kendilerine gösterilen yardımı, desteği, alakayı, güleryüzü kolay kolay unutmaz. Böyle davranan denetçiler kurdukları diyaloglar sayesinde kurumlarındaki işler hakkında daha fazla bilgi sahibi oluyor, networklarını canlı tutuyor ve insanlar tarafından daha fazla takdir, teşekkür görüyor ve kariyer fırsatları daha fazla oluyor.

NETWORKÜNÜZÜ CANLI TUTUN: Çekingen olmayın, tanıdıklarınızı arayın sorun. Fırsat buldukça onları ziyaret edin, sadece işiniz düşünce aramayın. Bağlantılarınızın değerini bilin, onları kaybetmeyin. Daha önce çalıştığım bazı arkadaşlar zaman zaman arayıp, sorarken bazıları ise bunu hiç yapmıyor. Halbuki, dünya küçük.. Ne zaman, nerede karşılaşacağız bilinmez. Arkanızda size iyi referans olacak kişiler bırakın. Kurum içi ve dışı yeni bağlantılar kurmak için fırsatları iyi değerlendirin. İnsanlar networkü ile biliniyor ve değerleniyor. Çevre oluşturmak ve çevrenizi canlı tutmak için çalışın, çabalayın. İnsanlara, size nasıl yardımcı olabilirim, anlayışı ile yaklaşın. Keith Ferrazzi “Asla Yalnız Yeme” adlı kitabında “Öğrendim ki gerçek insan ilişkileri kurmak demek, başka insanların daha başarılı olmaları için imkan ve yollar sağlamak demekti. Alacağınızdan daha fazlasını vermeye çalışmak demekti.” diyor.

KENDİ İŞİNİZİN PATRONU OLACAĞINIZ GÜNE HAZIRLANIN:  Meslek hayatım boyunca akşam işten çıkarken bilgisayarımı hep yanıma aldım. Çoğu zaman evden çalışmalarıma devam ettim. Ancak mecbur kalmadıkça, eve iş götürmenizi tavsiye etmem. Hayatınızın tümünü şirketinize vermeyin.. Profesyonel olarak çalışmak değil de, danışmanlık vb  kendi işimde çalışacak olsam  neye ihtiyaç duyardım diye düşünün ve eğitim, sertifika, network vb ne gerekiyorsa, eksiklerinizi tamamlamak için şimdiden hazırlıklara başlayın. Elbette mesai saatlerinizin hakkını vererek çalışın ancak mesaiden sonra; kendinizi geliştirecek konulara, ailenizle birlikte kaliteli zamana, gönüllü kuruluşlara veya farklı hobilere zaman ayırın. Yani kurumunuz dışında da güzel bir hayatınız olsun. Hep profesyonel olarak çalışmayabilirsiniz.

SATIŞINIZ İYİ OLSUN: Biz denetçilerin en çok zorlandığı konulardan birisi her halde satış. Çok çalışıyoruz ancak satışını yeterince beceremediğimiz kanaatindeyim. Emek ediyorsunuz, raporlar hazırlıyorsunuz ancak ilgili makamlara bunu yeterince anlatmayı başaramıyorsunuz. Ya da istediğiniz sonucu almakta zorlanıyorsunuz. Emeklerinizin boşa gitmemesi için; iletişim, ikna ve müzakere becerilerinizin iyi olması, yani ürünlerinizin satışını daha iyi yapabilmeniz gerekiyor. Bununla ilgili eksiklerinizi tamamlamak için; satış, ikna, iletişim, müzakere kitapları okuyun, eğitimler alın,  sunum yetkinliklerinizi geliştirin.

MESLEĞİNİZE VE MESLEKTAŞLARINIZA KATKIDA BULUNUN: TİDE, TKYD, Kurumsal Risk Yönetimi Derneği, ACFE gibi mesleğimizle ilgili örgütlerle yakın temasta olun. Üye olun. Alt çalışma gruplarına katılın, Onların çalışmalarına destek verin. Mesleki örgütlerde ve sivil toplum kuruluşlarında yer almak, gönüllü çalışmalarda bulunmak hem kendinizi geliştirmenize, nekworkünüzü genişletmenize, hem de topluma ve mesleğinize büyük katkı sağlayacaktır. Linkledin vb mesleki platformlarda aktif olun. Bildiklerinizi insanlarla paylaşın.. Bilgi paylaştıkça artar.

SÜREKLİ GELİŞİME AÇIK OLUN: Mesleki gelişmeleri yakından takip edin. Meslek kuruluşlarınızı, yayınlarını, mesleğinizin ileri gelenlerini takip edin. Yeni çıkan kitaplarını edinin, okuyun.. Kendinize yatırım yapın.. Sertifikanızı alın, yabancı dilinizi geliştirin, exceli çok iyi kullanın. Öğrenmenizi durdurmayın.  Yeni şeyler öğrenme peşinde olun. Mesleğimizde insanın kendini disipline etmesi önemli.. Çalışma ortamınız size bir konfor alanı oluşturmasın ve kendinizi yenilemeyi asla durdurmayın ve çevikliğinizi kaybetmeyin aksi takdirde bu bir rahatlık gibi gelse de, sonuçta esas zarar görecek siz olursunuz.  

FAZLA MÜKEMMELİYETÇİ OLMAYIN: Her şeyi mükemmel ve eksiksiz yapmak elbette güzel olur ancak bu bazen bizi gereksiz yoruyor ve daha fazla üretebilmemize engel oluyor. Genel hatlarıyla maksat hasıl olmuşsa, çalışmanızı tamamlamanız yeterlidir. Aşırı detaya dalmadan, makul bir seviyede işleri toparlayıp, farklı işlere geçmek, daha fazla üretmenizi ve katkı yapmanızı sağlayacaktır.  

BAĞIMSIZLIK VE OBJEKTİFLİĞİNİZDEN TAVİZ VERMEYİN: Bizim en önemli sermayemiz bağımsızlığımız ve objektifliğimiz. İnsanlar karşısında bunlarla bir değerimiz var, eğer bunları kaybedersek yaptığımız işin de bir anlamı olmaz. İnsanların gözünde değer kaybetmemek ve geceleri kafamızı yastığımıza koyduğumuzda rahat uyuyabilmek için bu önemli. Önünüze çok hassas inceleme veya soruşturma konuları gelebilir. Konu hakkında incelemeyi isteyen tarafın da, incelenen tarafın da kendine göre iddia ve sizden beklentileri olabilir. Bu durumda siz neye dikkat edeceksiniz: İddia edilen husus hakkında aleyhte ve lehte olan tüm kanıtları toplayarak, objektif bir şekilde değerlendirmelisiniz. İddia edilen ancak bir kanıta dayanmayan hususların, görüşlerinizi etkilememesi gerekiyor. Ayrıca, topladığınız bilgi veya kanıtları, bir yargılama yapmadan, kendi düşüncenizi katmadan, değerlendirmeyi yapacak makama sunmanız gerekiyor. Aksi takdirde taraflar sizin objektifliğinizi sorgulayabilirler ve zor durumda kalabilirsiniz.

ETİK AÇIDAN ÖRNEK OLUN: Etik ihlali yapmayın. Kurumunuza her zaman sadık olun. Kendinize saygınız olsun. Söylediklerinizle yaptıklarınız tutsun. Eğer biz de etik ihlali yaparsak, artık gerisini siz düşünün. Bizim her açıdan örnek davranışlar sergilememiz gerekir. İnsanlar bizi hata yapmaması gereken, dürüst insanlar olarak görüyor. Bu beklentileri boşa çıkartmamamız gerekiyor. Hatalarımız sadece kendimizi değil, başkalarını da etkileyebileceği için, bu bize daha fazla sorumluluk yüklüyor. Elbette elimizden gelen gayreti gösterdikten sonra, bile bile yapmadığımız bazı insani hatalarımız olabilir, ancak bunları da minimize edecek şekilde, işlerimizi dikkat ve özenle yapmamız gerekiyor.

Bunlar ilk akla gelen, öncelikli denebilecek bazı görüş ve öneriler. Sizlerin de çok değerli görüşleriniz olacaktır..

Umarım tüm arkadaşlara bir katkı sağlar..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s